Cenneti Beklerken

Bluesky24

New member
20
HD RANK
Katılım
16 Aralık 2008
Mesajlar
145,988
Reaksiyon puanı
1
Puanları
0
43. Altın Portakal Film Festivalinden beri hakkında yazmaya can attığım film nihayet vizyonda! Cenneti Beklerken, bir burun kıvırma ya da dalga geçme yolu olarak kullandığımız dilimize yapışmış ‘Türk filmi gibi tamlamasını anlamsızlaştırdı. Son zamanlardaki hareketlenmeler ve debelenmelere ve tek tük çıkan özgün çalışmalara rağmen, ağzımızın tadıyla ve gönül rahatlığıyla "İşte Türk sineması Dünya sinemaları arasında yerini alabilir artık" diye düşündürten ‘tam bir film görmek nasip olamamıştı. Ta ki Derviş Zaim nakış gibi bir filmle ortaya çıkana kadar.



İklimler ve Takvanın başarısını ve izleme keyfini dile getirmiştim zaten. Ama bu filmler, dilleri sağlam da olsa Avrupa sinemasının bireysel ve dar bakışının, sınırlı kitlelere hitap edişinin örnekleri. Cenneti Beklerken ise yönetmenin özgün diliyle yoğrulmuş, aynı zamanda sürükleyici bir macerayı da, aşkı da, sanatı da bir çatıda toplamayı başarmış derli toplu ve dört dörtlük olmaya yakın bir sinema. Zaim bireyselken genele hitap edebilen, büyük araştırma ve emeği hissettirirken göze sokmayan, her bakımdan özenli ve tasarlanmış bir film yaparak izleyenlere, benim şimdiye kadar Türk sinemasında rastgelmediğim bir lezzeti hediye ediyor.



Öykü, karısını ve çocuğunu yitirmiş minyatür sanatçısı Eflatunun (Serhat Tulumluer), uzak bir eyalette yakalanan isyankar bir şehzadenin idam öncesi kimlik tespiti için gerçeğe uygun bir portresini yapmak üzere Anadoluya gönderilmesi ile başlar. 17. yüzyıl Osmanlısında yasak olan bu resim stilini icra etmek, daha önce bu tasvir biçimini yalnızca ölmüş oğlunu anmak için kullanan inançlı ve vakur Eflatunu kahreder. Eflatun bu Anadolu sürgününde, Osmanlının estetik, kültürel ve ahlaki çelişkilerini kendi bünyesinde yaşayacak, yolda aralarına katılan köle kızı Leyla (Melisa Sözen) ile sevmeyi yeniden öğrenecek ve kendini bulacaktır. Böylece Cenneti Beklerken bir insan yolculuğunun yanı sıra dönemin toplumsal ve ahlaki algılayışlarına da ayna tutuyor.



Zaim resim yapmanın yasak olduğu bir dönemi sinema diline uyarlarken ilginç buluşlarla karşımıza çıkıyor. Filmin durak noktalarında, sahneler arası geçişlerinde karakterlerin Anadolu topraklarını arşınlarkenki resimleri, minyatür sanatındaki tasvirlerine bürünüyor. Böylece film, dönemin sanat anlayışını sinema dilinde görselleştirerek izleyiciyi doğru bir zemine oturtmakla kalmıyor, aynı zamanda o dünyanın içine alıyor ve rehber oluyor.
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst