- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
* mehmet akif ersoy'un şiiridir. çanakkale savaşı'ndaki şehitlerimize yazılmıştır. türkçe'de yazılmış en güzel şiirlerden biridir:
şüheda gövdesi, bir baksana dağlar taşlar...
o, rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar,
yaralanmış temiz alnından uzanmış yatıyor
bir hilal uğruna ya rab, ne güneşler batıyor!
ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhid'i...
bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi...
sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"gömelim gel seni tarihe!" desem, sığmazsın.
herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab...
seni ancak ebediyyetler eder istiab.
"bu, taşındır" diyerek kabe'yi diksem başına
ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına
sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle,
kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle
mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan
yedi kandilli süreyyayı uzatsam oradan
sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,
uzanırken gece mehtabı getirsem yanına,
türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem
gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem
tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
sen ki, son ehl i salibin kırarak savletini,
şarkın en sevgili sultanı salahaddin'i,
kılıç arslan gibi iclaline ettin hayran...
sen ki islamı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
o demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın
sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın
sen ki asara gömülsen taşacaksın... heyhat,
sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...
ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
sana ağuşunu açmış duruyor peygamber.
* mehmet akif ersoy)
Kaynak: EkşiSozluk
şüheda gövdesi, bir baksana dağlar taşlar...
o, rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar,
yaralanmış temiz alnından uzanmış yatıyor
bir hilal uğruna ya rab, ne güneşler batıyor!
ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhid'i...
bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi...
sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"gömelim gel seni tarihe!" desem, sığmazsın.
herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab...
seni ancak ebediyyetler eder istiab.
"bu, taşındır" diyerek kabe'yi diksem başına
ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına
sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle,
kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle
mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan
yedi kandilli süreyyayı uzatsam oradan
sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,
uzanırken gece mehtabı getirsem yanına,
türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem
gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem
tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
sen ki, son ehl i salibin kırarak savletini,
şarkın en sevgili sultanı salahaddin'i,
kılıç arslan gibi iclaline ettin hayran...
sen ki islamı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
o demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın
sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın
sen ki asara gömülsen taşacaksın... heyhat,
sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...
ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
sana ağuşunu açmış duruyor peygamber.
* mehmet akif ersoy)
Kaynak: EkşiSozluk
