- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Tek sevap olanı yapılmış bir büyüyü
bozmaktır. Böylece büyülü, yani aslında acı çekmekte
olan kimse bu durumdan kurtulur. Ancak büyüyü
çözmenin de kolay olduğunu sanmamak gerekir. Bu
herkesin yapabileceği bir iş değildir. Çünkü büyü
yapan Tanrıya ortak koşmakta, yani ortak olarak
başka bir gücü göstermektedir. Bu da bağışlanmaz bir
günahtır. Büyü yapan şeytanla işbirliği etmektedir.
Şeytanın yardımıyla istediklerini elde etmektedir.
Bu arada ilginç bir şeyi de açıklayalım: Tanrı, din
kitaplarında kendi iradesi dışında hiçbir şey
yapılamayacağını kesinlikle belirtmektedir. Hatta
büyünün bile kendi istediği zaman tutacağı
açıklanmaktadır. Yani her şey Tanrının isteğiyle
olur. Bir büyüyü çözebilmek için de rasgele çarelere
başvurmak tehlikelidir. Yine, herkes büyü çözemez.
Çünkü buna gücü yetmez.
Büyü bozabilecek kimsenin belirli özellikleri,
yetenekleri olmalıdır. Dini iyi bilen, ruhu çok
gelişmiş, din bilgini diye adlandırabileceğimiz biri
ancak büyüyü bozabilir. Böylece o kötü etkiyi
ortadan kaldırır ve kendisi de zarar görmez.
Böylesine yetenekli olmayan birisi büyüyü çözmeye
kalkarsa büyük zarar görebilir. Çok ağır bir güç
aldığı için hastalanabilir, bir felaketle
karşılaşabilir. Ama bu arada herkesçe bilinen büyü
ve nazarı def eden basit usullerde vardır. Bunlar da
hafif büyüleri ve kem gözü gidermek için yeterlidir.
Ama şiddetli büyülerde bu basit usullerden sonuç
alınamaz.
Bazı kimseler büyünün günah olmadığını,
hatta bazen bunun iyilik sayılabileceğini iddia
ederler. Ama gerçek böyle değildir. Herkesin bir
kaderi vardır. Tanrı herkesin kaderini çizmiş ve
ona irade gücü vermiştir. Bir insan doğar ve
kaderine göre bir ömür sürer. Bu arada iyiyle,
kötüyü ayırmak için vicdanından yararlanır ve
doğru yolda yürüyebilmesini de iradesi sağlar.
Bir insana büyü yapıldığı zaman onun doğru yolda
gitmesini sağlayan iradesi elinden alınmaktadır.
Yani kendisi savunmasız bırakılmaktadır. Bu da
Tanrıya karşı gelmek demektir. Din kitaplarının
hepsinde de büyünün çok ağır bir suç olduğu
yazılıdır. Hatta Tanrının gerektiğinde her türlü
suçu bağışlayacağı belirtilmekte fakat büyü
yapanı asla bağışlamayacağı belirtilmektedir.
Bütün bunlardan da anlaşılacağı gibi büyü
yapmak, ve yaptırmak günahtır! Bir insanın
kaderini değiştirmek, iradesini elinden almak,
kendisine acı çektirmek gerçekten çok büyük bir
suç ve günahtır.
Büyünün İyisi Var mıdır?
Bazı kimseler kısmet açmak için veya buna benzer
nedenlerle büyü yapmanın sevap olduğunu iddia
ederler. Mesela evde kalmış bir kıza büyü
sayesinde koca bulmanın iyilik olduğunu
söylerler. Bu da yanlış bir düşüncedir. Tanrı,
herkesin kaderini ayrı çizmiştir. O isterse evde
kalmış kuluna uygun bir eş de verebilir. Böyle
bir durumda o genç kızın hayırlı bir eş için dua
etmesi daha doğrudur ve aynı zamanda sevaptır.
Ama Tanrının işine karışarak, alın yazısıyla
oynamak yine onun dualarından, kitaplarından,
sıfatlarından yararlanarak, büyü yapmak büyük
hatadır.
bozmaktır. Böylece büyülü, yani aslında acı çekmekte
olan kimse bu durumdan kurtulur. Ancak büyüyü
çözmenin de kolay olduğunu sanmamak gerekir. Bu
herkesin yapabileceği bir iş değildir. Çünkü büyü
yapan Tanrıya ortak koşmakta, yani ortak olarak
başka bir gücü göstermektedir. Bu da bağışlanmaz bir
günahtır. Büyü yapan şeytanla işbirliği etmektedir.
Şeytanın yardımıyla istediklerini elde etmektedir.
Bu arada ilginç bir şeyi de açıklayalım: Tanrı, din
kitaplarında kendi iradesi dışında hiçbir şey
yapılamayacağını kesinlikle belirtmektedir. Hatta
büyünün bile kendi istediği zaman tutacağı
açıklanmaktadır. Yani her şey Tanrının isteğiyle
olur. Bir büyüyü çözebilmek için de rasgele çarelere
başvurmak tehlikelidir. Yine, herkes büyü çözemez.
Çünkü buna gücü yetmez.
Büyü bozabilecek kimsenin belirli özellikleri,
yetenekleri olmalıdır. Dini iyi bilen, ruhu çok
gelişmiş, din bilgini diye adlandırabileceğimiz biri
ancak büyüyü bozabilir. Böylece o kötü etkiyi
ortadan kaldırır ve kendisi de zarar görmez.
Böylesine yetenekli olmayan birisi büyüyü çözmeye
kalkarsa büyük zarar görebilir. Çok ağır bir güç
aldığı için hastalanabilir, bir felaketle
karşılaşabilir. Ama bu arada herkesçe bilinen büyü
ve nazarı def eden basit usullerde vardır. Bunlar da
hafif büyüleri ve kem gözü gidermek için yeterlidir.
Ama şiddetli büyülerde bu basit usullerden sonuç
alınamaz.
Bazı kimseler büyünün günah olmadığını,
hatta bazen bunun iyilik sayılabileceğini iddia
ederler. Ama gerçek böyle değildir. Herkesin bir
kaderi vardır. Tanrı herkesin kaderini çizmiş ve
ona irade gücü vermiştir. Bir insan doğar ve
kaderine göre bir ömür sürer. Bu arada iyiyle,
kötüyü ayırmak için vicdanından yararlanır ve
doğru yolda yürüyebilmesini de iradesi sağlar.
Bir insana büyü yapıldığı zaman onun doğru yolda
gitmesini sağlayan iradesi elinden alınmaktadır.
Yani kendisi savunmasız bırakılmaktadır. Bu da
Tanrıya karşı gelmek demektir. Din kitaplarının
hepsinde de büyünün çok ağır bir suç olduğu
yazılıdır. Hatta Tanrının gerektiğinde her türlü
suçu bağışlayacağı belirtilmekte fakat büyü
yapanı asla bağışlamayacağı belirtilmektedir.
Bütün bunlardan da anlaşılacağı gibi büyü
yapmak, ve yaptırmak günahtır! Bir insanın
kaderini değiştirmek, iradesini elinden almak,
kendisine acı çektirmek gerçekten çok büyük bir
suç ve günahtır.
Büyünün İyisi Var mıdır?
Bazı kimseler kısmet açmak için veya buna benzer
nedenlerle büyü yapmanın sevap olduğunu iddia
ederler. Mesela evde kalmış bir kıza büyü
sayesinde koca bulmanın iyilik olduğunu
söylerler. Bu da yanlış bir düşüncedir. Tanrı,
herkesin kaderini ayrı çizmiştir. O isterse evde
kalmış kuluna uygun bir eş de verebilir. Böyle
bir durumda o genç kızın hayırlı bir eş için dua
etmesi daha doğrudur ve aynı zamanda sevaptır.
Ama Tanrının işine karışarak, alın yazısıyla
oynamak yine onun dualarından, kitaplarından,
sıfatlarından yararlanarak, büyü yapmak büyük
hatadır.
