- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Beynimizin % 10'unu kullanıyoruz. ifadesi Washington
Üniversitesi´nde anesteziyoloji uzmanı olan Dr. E. Chudler'e göre yanlış bir
düşüncedir, bir söylentidir ve gerçekle bir alâkası yoktur. Peki bu söylenti
nereden çıktı? Bunu hiç kimse bilmiyor. Dr. Jay, şimdiye kadar bu şekilde
düşünen hiçbir nöroloji uzmanıyla karşılaşmadığını ve bu sözün dünya çapında
yaygın bir deyim hâline gelmesini hayretle karşıladığını belirtiyor.
Bununla ilgili olarak birkaç görüş üzerinde durulmaktadır.
1. Görüş: Bilim adamlarının sözlerinin ve çalışmalarının yanlış
yorumlanmasıdır. Böyle bir ifade ilk defa 1800'lü yıllarda Einstein'ın ve P.
Florins'in sözlerinin farklı değerlendirilmeleri sonucu ortaya çıkmış olabilir.
William James İnsanın Enerjisi adlı eserinde (1908), insan fizikî ve zihnî
güçlerinin çok azını kullanmaktadır der. Bu sözü birçok şekilde yorumlamak
mümkündür. Kimileri buradaki çok az sözünü % 10 şeklinde yorumlarken, kimileri
de çalışmayarak, tembellik ederek, okumayarak performansını az kullananları kast
etmişlerdir.
K. Lashley 1920'lerde farelerin beyinlerinin büyük bir kısmını çıkararak bir
seri deneme yapmıştır. Deney sonuçlarını yorumlarken beyinleri çıkarıldığı
hâlde fareler bazı işleri yapabilmektedirler diyerek, insanda da beynin bazı
kısımlarının çıkarıldığında önemli değişikliklerin olmayacağını ifade etmiştir.
Ancak bugün biliyoruz ki beyindeki çok çok küçük bir sahanın tahrip edilmesi
bile insan hayatını mahvedebilmektedir. Bu yüzden epilepsi veya beyin tümörü
ameliyatlarında sinir cerrahları beyin dokusuna en ufak bir zarar vermemek için
çok hassas ve dikkatli çalışmaktadırlar. En ufak bir hata hastanın hayatına mal
olmakta veya geri dönülmez sakatlıklara yol açmaktadır.
2. Görüş: Popüler medyanın haberleri çarpıtması veya yanlış yorumlamasıdır.
İnsanın beyninin % 10'unu kullandığına dair hiçbir ilmî araştırma sonucu
olmamasına rağmen buna inananlar şöyle düşünmektedirler: Eğer beynimin daha
fazlasını kullanırsam süper hafızaya sahip olurum, olağanüstü zihnî kabiliyetler
kazanabilirim. Meselâ, düşünce gücümle cisimleri hareket ettirebilirim.
Bu düşünceleri destekleyen ve doğrulayan hiçbir ilmî çalışma yoktur. Bir uydu
anteni reklâmında şöyle deniliyor: Potansiyel beyin gücünüzün % 11'ini
kullanıyorsunuz. Şimdi bir tercihiniz var. Bizim ürünümüzle artık bu oranı
artırabilirisiniz. Yine bir havayolu şirketi kendi reklâmında şu cümleleri
kullanmaktadır: İnsanların, beyinlerinin % 10'unu kullandığı söyleniyor, bizim
havayolumuz ile uçtuğunuza göre siz daha fazlasını kullanıyorsunuz.
3. Görüş: İnsanların âcizliğidir. Bilim dünyası bütün gelişmelere rağmen
beynin sırlarını hâlâ çözememiştir ve çözecek gibi de gözükmemektedir. Bu yüzden
de araştırmacılar her seferinde beyin kâinattaki en kompleks, en karmaşık
organik yapıdır; bu mükemmel yapının çözülemeyen daha çok sırları vardır
diyerek âcizliklerini itiraf etmektedirler. Yine bugün için beynin daha % 10'u
anlaşılabilmiştir. % 90 gibi bir kısım keşfedilmeyi beklemektedir. Edebiyatçı
Emily Dickinson, 'beyin gökyüzünden daha geniş, okyanuslardan daha derindir'
derken, asırlarca önce Hz. Ali: Ey İnsan, sen kendinin küçük bir cisim olduğunu
sanırsın, oysa en büyük âlem senin içinde gizlidir. demiştir. Mehmet Akif Ersoy
da İnsan şiirinde;
Avâlim sende pinhandır, cihanlar sende matvîdir...
......
Musaggar
cirmin amma gâye-i sun'-i İlâhîsin Bu haysiyyetle pâyânın bulunmaz bîtenâhisin
mısralarıyla insanın bu büyük hakikatine dikkati çekmektedir.
ABD başkanlarından George Bush; 1990'da halka yaptığı bir konuşmada beyinden
söz etmiş, araştırmacıları bu konuya yönlendirmiş ve beyin daha iyi
anlaşılabilsin diye konferanslar, seminerler düzenlenmesini istemiştir. Bu
yüzden 1990-2000 yılları arası decade of the brain (beynin 10 yılı) olarak bir
kampanyaya dönüştürülmüştür.
Beynin % 10´unu Kullanmak Ne Demektir?
Buradan şöyle bir yoruma gidebilir miyiz? Eğer % 10'unu kullanıyorsak,
kullanmadığımız % 90'lık kısmı çıkaralım ve kullanmadığımız yükü taşımayalım.
İnsan beyni ortalama 1.400-1.500 gramdır. Bunun % 10'u 140 gram olup, bu da bir
koyun beyninin büyüklüğü kadardır. Bugünkü tıp bilgilerimize göre beynin % 1'lik
bir kısmını bile çıkarıp alamayız. Beyindeki çok küçük bir alanın hasarı
felçlere sebebiyet verebilmektedir. Parkinson hastalığı gibi beynin çok az bir
kısmını etkileyen hastalıklar çok tahripkâr neticelere yol açmaktadır.
Uyku-uyanıklık saatlerinde, günlük ve mevsimlik ritimlerin oluşmasında ve bu
işler için melatonin hormonunun salgılanmasında rol alan, görme sinirlerimizin
yolu üzerinde bulunan supra kiazmatik çekirdeğin kapladığı saha 0,3 mm3´tür.
Açlık ve susuzluğumuzu düzenleyen, vücut ısısını ayarlayarak termostat görevi
yapan ve limbik sistemin merkezinde bulunan hipotalamus'un ağırlığı 50 gramdır.
Zevk, neşe, üzüntü ve öfkelerimizin, kısaca duygularımızın merkezi olan limbik
sistem ise bütün beynin % 1'ini oluşturan orta beyinde yer alır. Şimdi bunların
hangisini çıkarıp alabiliriz? Bırakın bu yapıları çıkarmayı milimetrenin binde
biri uzunluğunda olan birkaç nöronu tahrip etmek bile sinir sistemimizin
harika dengesini
boza-bilmektedir.
Meteorolojik olaylar gibi kaotik sistemlerden bildiğimiz kelebek tesirinde
olduğu gibi; beyincikteki bir hasar kendinden uzaktaki başka bir bölgenin sistem
ve nizâmını alt üst edebilmektedir.
Beyin kapasitesini ölçen birim nedir? Hangi birime göre konuşulmaktadır? Şu
an için böyle bir birim ve bir bilgi mevcut değildir.
Sinir hücreleri hiç çalışmasalar bile, çevrelerindeki sinir hücrelerinden
kendilerine sinyaller gelmektedir. Bir sinir hücresine saniyede 2.500
mesaj alınır,
değerlendirilir ve cevap verilir. İnsandaki 100 trilyon hücrenin 100 milyarı
beyindedir ve iki sinir hücresi arasında da 3.000 civarında sinaps (bağlantı)
vardır. Yüz milyar hücrenin her birinin komşularıyla olan bağlantıları ne
kompleks bir sinir ağı şebekesi ile karşı karşıya olduğumuzu gösterir.
Beynimiz tam olarak hiçbir zaman bütünüyle bir dinlenme içine giremez.
Dolayısıyla uykuda iken bile çalışmasını sürdürmektedir. Zira uyurken de nefes
alırız, kalbimiz atar, iç organlarımız çalışır, vücut ısımız azalır, karaciğer
500 farklı görevini yapmayı aralıksız sürdürür, kanımız böbreklerden süzülür,
idrar torbamız dolar, beynimize giden sinyal bizi sabah erkenden uyandırır.
Kısacası, biz uyurken bile beynimiz hiç durmadan vücut makinemizin aksamaması
için Rabbimizin yarattığı fıtrat üzerine çalışır.
Uzmanların Konuyla İlgili Sözleri
- Prof. Dr. R. Sabbatini: Bu tamamen
yanlış bir ifadedir. İnsanlar beyinlerindeki bütün nöronları kullanırlar. Ufacık
bir hasarda, meselâ, optik sinirleri tutan bir genetik hastalıkta, kişiler kör
olmakta ve kısa sürede ölmektedirler.
- S. Strejilevich, (Arjantin): Bilimsel
dayanağı olmayan yanlış bir görüştür. İnsanlar spekülasyonlara çabuk inandığı
için bu kadar yaygınlaşmıştır.
- J. Strout, (ABD): Saçma sapan bir fikir.
Böyle bir şey söylemek için öncelikle beyin kapasitesinin tanımı yapılmalıdır.
Şu an bu da yapılamadığına göre...
- Jeff Hollerman: Tamamen spekülasyon.
Beyinle İlgili Bazı Gerçekler
* Yaklaşık 1.400 gram ağırlığındaki insan beyninin % 90'ı sudur.
* Beyin zarları arasında dolaşan koruyucu serebro-spinal sıvı günlük olarak
yenilenir (400-500 ml/gün).
* Görme sinirlerimizdeki optik liflerin sayısı 1.200.000'dir.
* 100 milyar hücre arasındaki bağlantıların (sinaps) sayısı 60 trilyondur.
Her hücrede bir milyara yakın protein, her proteinde ise 40.000 atom
bulunmaktadır. Amino asitlerin yanlış bir dizilişi zehir tesiri
yapabilmektedir
* Her gözde 130 milyon ışık alıcı hücre vardır. Buraya gelen sinyaller 5
santimetrelik görme siniriyle beyne ulaşır.
* Göz, bir anda beyne 1,5 milyon bilgi sinyali gönderir.
* Bütün hücreler gibi beyin hücreleri de atomlardan oluşmuştur. Bir hücrede
10 katrilyon atom vardır.
Kertenkele beyni 0,08 g, filinki 6 kg, timsahınki 80 g, köpeğinki 92 g,
tavşanınki 10 g, deveninki 760 g, atınki 500 g, şempanzeninki 400 g, koyununki
140 g, fareninki 2 g, kutup ayısınınki 500 g, zürafanınki 680 g, kedininki 30 g,
baykuşunki 3 g, balinanınki 8 kg, kaplumbağanınki 0,3 g, aslanınki 240 g, su
aygırınınki 580 g, kirpininki 25 g´dır.Vücut hücrelerimiz daima yenilenir. Ancak farklı dokulara ait hücrelerin
ölüm ve yenilenme süreleri farklıdır. Saniyede 200 milyon alyuvar yapılır, 200
milyonu ölür. Bir alyuvarın ortalama ömrü 120 gündür. Deri ve karaciğer
hücrelerimiz çok hızlı yenilendiği hâlde kas hücrelerimiz çok yavaş yenilenir.
Beyin hücrelerimiz ise hiç yenilenmezler.
Yeni doğan bir çocukta 380 gram ağırlığında olan beyin ilk üç yıl içinde çok
hızlı gelişerek, yedi yaşlarında hemen hemen ergin insandaki büyüklüğe yaklaşır.
Bundan sonraki büyümesi ise çok yavaşlar. 20 yaşlarından sonra her yıl bir gram
eksilerek 75 yaşlarında, olgunluk döneminde eriştiği zirve noktasının onda biri
kadar azalır. 20-70 yaşları arasında beynimizde her gün yaklaşık 50.000 sinir
hücresinin iş göremez hâle geldiği veya ölerek yok olduğu tahmin edilmektedir.
50 yaş civarında da bu hücrelerin hemen hemen % 10'u iş göremez durumdadır.
İnsan vücudu başta beyin olmak üzere muntazam bir makine ve harika tarzda
değişen bir saray gibidir. Vücutta her hücre çalışmakta ve birbirine yardım
etmektedir. Bin kubbeli ve her kubbede taşları direksiz duran bir saray gibi
olan bir görme sistemimiz için bile koca bir tıp fakültesi kadar sistem kurmak
lâzımdır.Kaynaklar
- Brain and Mind Magazine, (Nöroloji Dergisi), Ekim 99.
-
Ilfaculty.washington.edu/chudler
- www.futurehealt.org
- www.newhorizons.org.
Üniversitesi´nde anesteziyoloji uzmanı olan Dr. E. Chudler'e göre yanlış bir
düşüncedir, bir söylentidir ve gerçekle bir alâkası yoktur. Peki bu söylenti
nereden çıktı? Bunu hiç kimse bilmiyor. Dr. Jay, şimdiye kadar bu şekilde
düşünen hiçbir nöroloji uzmanıyla karşılaşmadığını ve bu sözün dünya çapında
yaygın bir deyim hâline gelmesini hayretle karşıladığını belirtiyor.
Bununla ilgili olarak birkaç görüş üzerinde durulmaktadır.
1. Görüş: Bilim adamlarının sözlerinin ve çalışmalarının yanlış
yorumlanmasıdır. Böyle bir ifade ilk defa 1800'lü yıllarda Einstein'ın ve P.
Florins'in sözlerinin farklı değerlendirilmeleri sonucu ortaya çıkmış olabilir.
William James İnsanın Enerjisi adlı eserinde (1908), insan fizikî ve zihnî
güçlerinin çok azını kullanmaktadır der. Bu sözü birçok şekilde yorumlamak
mümkündür. Kimileri buradaki çok az sözünü % 10 şeklinde yorumlarken, kimileri
de çalışmayarak, tembellik ederek, okumayarak performansını az kullananları kast
etmişlerdir.
K. Lashley 1920'lerde farelerin beyinlerinin büyük bir kısmını çıkararak bir
seri deneme yapmıştır. Deney sonuçlarını yorumlarken beyinleri çıkarıldığı
hâlde fareler bazı işleri yapabilmektedirler diyerek, insanda da beynin bazı
kısımlarının çıkarıldığında önemli değişikliklerin olmayacağını ifade etmiştir.
Ancak bugün biliyoruz ki beyindeki çok çok küçük bir sahanın tahrip edilmesi
bile insan hayatını mahvedebilmektedir. Bu yüzden epilepsi veya beyin tümörü
ameliyatlarında sinir cerrahları beyin dokusuna en ufak bir zarar vermemek için
çok hassas ve dikkatli çalışmaktadırlar. En ufak bir hata hastanın hayatına mal
olmakta veya geri dönülmez sakatlıklara yol açmaktadır.
2. Görüş: Popüler medyanın haberleri çarpıtması veya yanlış yorumlamasıdır.
İnsanın beyninin % 10'unu kullandığına dair hiçbir ilmî araştırma sonucu
olmamasına rağmen buna inananlar şöyle düşünmektedirler: Eğer beynimin daha
fazlasını kullanırsam süper hafızaya sahip olurum, olağanüstü zihnî kabiliyetler
kazanabilirim. Meselâ, düşünce gücümle cisimleri hareket ettirebilirim.
Bu düşünceleri destekleyen ve doğrulayan hiçbir ilmî çalışma yoktur. Bir uydu
anteni reklâmında şöyle deniliyor: Potansiyel beyin gücünüzün % 11'ini
kullanıyorsunuz. Şimdi bir tercihiniz var. Bizim ürünümüzle artık bu oranı
artırabilirisiniz. Yine bir havayolu şirketi kendi reklâmında şu cümleleri
kullanmaktadır: İnsanların, beyinlerinin % 10'unu kullandığı söyleniyor, bizim
havayolumuz ile uçtuğunuza göre siz daha fazlasını kullanıyorsunuz.
3. Görüş: İnsanların âcizliğidir. Bilim dünyası bütün gelişmelere rağmen
beynin sırlarını hâlâ çözememiştir ve çözecek gibi de gözükmemektedir. Bu yüzden
de araştırmacılar her seferinde beyin kâinattaki en kompleks, en karmaşık
organik yapıdır; bu mükemmel yapının çözülemeyen daha çok sırları vardır
diyerek âcizliklerini itiraf etmektedirler. Yine bugün için beynin daha % 10'u
anlaşılabilmiştir. % 90 gibi bir kısım keşfedilmeyi beklemektedir. Edebiyatçı
Emily Dickinson, 'beyin gökyüzünden daha geniş, okyanuslardan daha derindir'
derken, asırlarca önce Hz. Ali: Ey İnsan, sen kendinin küçük bir cisim olduğunu
sanırsın, oysa en büyük âlem senin içinde gizlidir. demiştir. Mehmet Akif Ersoy
da İnsan şiirinde;
Avâlim sende pinhandır, cihanlar sende matvîdir...
......
Musaggar
cirmin amma gâye-i sun'-i İlâhîsin Bu haysiyyetle pâyânın bulunmaz bîtenâhisin
mısralarıyla insanın bu büyük hakikatine dikkati çekmektedir.
ABD başkanlarından George Bush; 1990'da halka yaptığı bir konuşmada beyinden
söz etmiş, araştırmacıları bu konuya yönlendirmiş ve beyin daha iyi
anlaşılabilsin diye konferanslar, seminerler düzenlenmesini istemiştir. Bu
yüzden 1990-2000 yılları arası decade of the brain (beynin 10 yılı) olarak bir
kampanyaya dönüştürülmüştür.
Beynin % 10´unu Kullanmak Ne Demektir?
Buradan şöyle bir yoruma gidebilir miyiz? Eğer % 10'unu kullanıyorsak,
kullanmadığımız % 90'lık kısmı çıkaralım ve kullanmadığımız yükü taşımayalım.
İnsan beyni ortalama 1.400-1.500 gramdır. Bunun % 10'u 140 gram olup, bu da bir
koyun beyninin büyüklüğü kadardır. Bugünkü tıp bilgilerimize göre beynin % 1'lik
bir kısmını bile çıkarıp alamayız. Beyindeki çok küçük bir alanın hasarı
felçlere sebebiyet verebilmektedir. Parkinson hastalığı gibi beynin çok az bir
kısmını etkileyen hastalıklar çok tahripkâr neticelere yol açmaktadır.
Uyku-uyanıklık saatlerinde, günlük ve mevsimlik ritimlerin oluşmasında ve bu
işler için melatonin hormonunun salgılanmasında rol alan, görme sinirlerimizin
yolu üzerinde bulunan supra kiazmatik çekirdeğin kapladığı saha 0,3 mm3´tür.
Açlık ve susuzluğumuzu düzenleyen, vücut ısısını ayarlayarak termostat görevi
yapan ve limbik sistemin merkezinde bulunan hipotalamus'un ağırlığı 50 gramdır.
Zevk, neşe, üzüntü ve öfkelerimizin, kısaca duygularımızın merkezi olan limbik
sistem ise bütün beynin % 1'ini oluşturan orta beyinde yer alır. Şimdi bunların
hangisini çıkarıp alabiliriz? Bırakın bu yapıları çıkarmayı milimetrenin binde
biri uzunluğunda olan birkaç nöronu tahrip etmek bile sinir sistemimizin
harika dengesini
boza-bilmektedir.
Meteorolojik olaylar gibi kaotik sistemlerden bildiğimiz kelebek tesirinde
olduğu gibi; beyincikteki bir hasar kendinden uzaktaki başka bir bölgenin sistem
ve nizâmını alt üst edebilmektedir.
Beyin kapasitesini ölçen birim nedir? Hangi birime göre konuşulmaktadır? Şu
an için böyle bir birim ve bir bilgi mevcut değildir.
Sinir hücreleri hiç çalışmasalar bile, çevrelerindeki sinir hücrelerinden
kendilerine sinyaller gelmektedir. Bir sinir hücresine saniyede 2.500
mesaj alınır,
değerlendirilir ve cevap verilir. İnsandaki 100 trilyon hücrenin 100 milyarı
beyindedir ve iki sinir hücresi arasında da 3.000 civarında sinaps (bağlantı)
vardır. Yüz milyar hücrenin her birinin komşularıyla olan bağlantıları ne
kompleks bir sinir ağı şebekesi ile karşı karşıya olduğumuzu gösterir.
Beynimiz tam olarak hiçbir zaman bütünüyle bir dinlenme içine giremez.
Dolayısıyla uykuda iken bile çalışmasını sürdürmektedir. Zira uyurken de nefes
alırız, kalbimiz atar, iç organlarımız çalışır, vücut ısımız azalır, karaciğer
500 farklı görevini yapmayı aralıksız sürdürür, kanımız böbreklerden süzülür,
idrar torbamız dolar, beynimize giden sinyal bizi sabah erkenden uyandırır.
Kısacası, biz uyurken bile beynimiz hiç durmadan vücut makinemizin aksamaması
için Rabbimizin yarattığı fıtrat üzerine çalışır.
Uzmanların Konuyla İlgili Sözleri
- Prof. Dr. R. Sabbatini: Bu tamamen
yanlış bir ifadedir. İnsanlar beyinlerindeki bütün nöronları kullanırlar. Ufacık
bir hasarda, meselâ, optik sinirleri tutan bir genetik hastalıkta, kişiler kör
olmakta ve kısa sürede ölmektedirler.
- S. Strejilevich, (Arjantin): Bilimsel
dayanağı olmayan yanlış bir görüştür. İnsanlar spekülasyonlara çabuk inandığı
için bu kadar yaygınlaşmıştır.
- J. Strout, (ABD): Saçma sapan bir fikir.
Böyle bir şey söylemek için öncelikle beyin kapasitesinin tanımı yapılmalıdır.
Şu an bu da yapılamadığına göre...
- Jeff Hollerman: Tamamen spekülasyon.
Beyinle İlgili Bazı Gerçekler
* Yaklaşık 1.400 gram ağırlığındaki insan beyninin % 90'ı sudur.
* Beyin zarları arasında dolaşan koruyucu serebro-spinal sıvı günlük olarak
yenilenir (400-500 ml/gün).
* Görme sinirlerimizdeki optik liflerin sayısı 1.200.000'dir.
* 100 milyar hücre arasındaki bağlantıların (sinaps) sayısı 60 trilyondur.
Her hücrede bir milyara yakın protein, her proteinde ise 40.000 atom
bulunmaktadır. Amino asitlerin yanlış bir dizilişi zehir tesiri
yapabilmektedir
* Her gözde 130 milyon ışık alıcı hücre vardır. Buraya gelen sinyaller 5
santimetrelik görme siniriyle beyne ulaşır.
* Göz, bir anda beyne 1,5 milyon bilgi sinyali gönderir.
* Bütün hücreler gibi beyin hücreleri de atomlardan oluşmuştur. Bir hücrede
10 katrilyon atom vardır.
Kertenkele beyni 0,08 g, filinki 6 kg, timsahınki 80 g, köpeğinki 92 g,
tavşanınki 10 g, deveninki 760 g, atınki 500 g, şempanzeninki 400 g, koyununki
140 g, fareninki 2 g, kutup ayısınınki 500 g, zürafanınki 680 g, kedininki 30 g,
baykuşunki 3 g, balinanınki 8 kg, kaplumbağanınki 0,3 g, aslanınki 240 g, su
aygırınınki 580 g, kirpininki 25 g´dır.Vücut hücrelerimiz daima yenilenir. Ancak farklı dokulara ait hücrelerin
ölüm ve yenilenme süreleri farklıdır. Saniyede 200 milyon alyuvar yapılır, 200
milyonu ölür. Bir alyuvarın ortalama ömrü 120 gündür. Deri ve karaciğer
hücrelerimiz çok hızlı yenilendiği hâlde kas hücrelerimiz çok yavaş yenilenir.
Beyin hücrelerimiz ise hiç yenilenmezler.
Yeni doğan bir çocukta 380 gram ağırlığında olan beyin ilk üç yıl içinde çok
hızlı gelişerek, yedi yaşlarında hemen hemen ergin insandaki büyüklüğe yaklaşır.
Bundan sonraki büyümesi ise çok yavaşlar. 20 yaşlarından sonra her yıl bir gram
eksilerek 75 yaşlarında, olgunluk döneminde eriştiği zirve noktasının onda biri
kadar azalır. 20-70 yaşları arasında beynimizde her gün yaklaşık 50.000 sinir
hücresinin iş göremez hâle geldiği veya ölerek yok olduğu tahmin edilmektedir.
50 yaş civarında da bu hücrelerin hemen hemen % 10'u iş göremez durumdadır.
İnsan vücudu başta beyin olmak üzere muntazam bir makine ve harika tarzda
değişen bir saray gibidir. Vücutta her hücre çalışmakta ve birbirine yardım
etmektedir. Bin kubbeli ve her kubbede taşları direksiz duran bir saray gibi
olan bir görme sistemimiz için bile koca bir tıp fakültesi kadar sistem kurmak
lâzımdır.Kaynaklar
- Brain and Mind Magazine, (Nöroloji Dergisi), Ekim 99.
-
Ilfaculty.washington.edu/chudler
- www.futurehealt.org
- www.newhorizons.org.
