- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Bağlanma, ana baba ile çocuk arasındaki ilişkiyi karakterize eden ruhsal
bağların ve yüklenimlerin karmaşık bir dizisidir. Bir bebek dünyaya gözünü
açtığı sırada, ana babanın tarafında zaten güçlü bir ruhsal bağ oluşmuş
durumdadır. Bu bağ, bazıları için diğerlerinden daha güçlüdür. Doğumu izleyen
birkaç ay içinde bebek, koruma, sevgi ve rehberliği birleştirmeyi öğrenmesinde
kendisine yardım eden kişi veya kişilere bir yakınlık geliştirmeye başlar.
Eğer bebeğiniz sağlıklı ise bağlanma süreci derhal başlar. Çoğu bebeklerde,
doğduktan sonra bir ya da iki saat süren bir uyanıklık dönemi söz konusu
olmaktadır. Bu dönem, ana baba ile çocuk arasında birbirini tanımanın başlaması
için özellikle uygun bir zamanı oluşturur, insanlar arasındaki bağlanmanın
kritik bir döneminin bulunup bulunmadığı bilinmemektedir. Ancak önemli olan
nokta bu sürecin ?ne zaman? gerçekleştiği değil, ?gerçekleşip
gerçeleşmediği?dir: Bağlanma erken veya geç ortaya çıkabilir. Ama en önemlisi
bunun sonunda gerçekleşmiş olmasıdır.
Bir ana baba bebekleri ile bağlanmak için nasıl bir yol izlerler? Bağlanma
için hazır bir reçete verilemez; tıpkı birine, nasıl seveceğinin söylenememesi
gibi. Bağlanma ana baba ile çocuk arasında her gün gerçekleşen sevgiyle örülmüş
davranışlar sırasında gelişir.
Bir anne bebeğine şefkatle dokunur. O dokunuş yeni bebeğe zevk veren bir
olaydır. Bebeğin yanağına dokunulunca bebek annesinin yüzüne veya göğsüne doğru
döner ve memeye burnunu sürtmeye ve emmeye başlar. Bu yalnızca süt üretimini
uyarmakla kalmaz. Aynı zamanda güçlü bir ruhsal uyarılma da sağlar. Bebek meme
ya da biberonu emerken annesinin gözlerinin içine bakar. Bebek ağlar ve annesi
ya da babası onu kucağına alır, yanağını okşar ve onunla yumuşak sakinleştirici
bir sesle konuşur.
Bağlanmanın önemi hastaneler ve sağlık alanında çalışanlar tarafından iyi
bilinir. Bu nedenle çoğu hastane yeni ana baba olanlara zamanlarını bebekleri
ile geçirmeleri için sınırsız fırsatlar yaratmaktadır. Ancak, bebeğiniz
prematüre ya da ciddi biçimde hasta olarak doğmuşsa durum farklı olacaktır.
Böyle doğan bebekler muhtemelen bir kuvöze konulacak ve yaşam işaretlerini
izleyen makinelere bağlanacaktır. Ayrıca damariçi (entravenöz) ve besleme
tüplerinin de kullanılması gerekebilir.
Bebeğinizi kucaklamak ve hatta beslemek olanağınız bile bulunmayabilir.
Ancak, yine de onunla olabildiğince bol bir zamanı birlikte geçirmeye teşvik
edileceksiniz. Bebeğinizin cildini okşayabilir, minicik elini avucunuza alabilir
ve sesinizle ağlamasını dindirebilirsiniz. Bu durum ideal bir bağlanma ortamını
oluşturmaz ancak bu sınırlı temas bile hem siz, hem bebeğiniz hem de aranızda
kurulacak son ilişki için önemlidir.
Bebeğinizi hastaneden eve getirmenizden sonra da bağlanma süreci devam eder.
Hastanede, bebek ağladığında cevap veren genellikle bir hemşire olmuştur. Şimdi
ise görevi siz devralmış bulunuyorsunuz. Bebeği her 2 ile 4 saatte bir meme
vererek ya da biberonla besliyor ve bu sırada onu kucaklıyor, okşuyor,
rahatlatıyorsunuz, sizden başkası tarafından yerinden kaldırılması durumunda
bebek ağlayabilir. Birkaç hafta sonra bebeğinizin sesinizi tanıdığını ve ona
cevap verdiğini fark edebilirsiniz. Karnı ağrıyan bebeğiniz ağladığında siz,
saatler sürdüğünü sandığınız bir sürede ona ulaşmaya çabalarken o kendisi ile
ilgilenen birinin varolduğunu öğrenir, işte sizinle bebeğiniz arasında yaşam
boyu sürecek ve sevgi ile örülmüş normal bir ana-baba-çocuk ilişkisinin temeli
niteliğindeki bağların oluşması ilk birkaç aylık dönem içinde bu şekilde
gerçekleşmektedir.
Ana babalar için henüz gebelik aşamasında iken, yaşamlarına girecek ve onu
değiştirecek bu yeni insanı sevip sevemeyeceklerini merak etmeleri pek seyrek
rastlanmayan bir olgudur. Doğumdan sonra bile çoğu kez bir anne ya da baba
bebeğine bakıp ona karşı içinde bir sevgi selinin aktığını duymayı bekler, ama
aksine ya hiçbirşey duymayabilir, ya da daha kötüsü, bir hayal kırıklığı ve
hatta hoşnutsuzluk hissine kapılabilir.
Bebeğinizi hemen sevmeye başlamamışsanız kendinize fazla kızmayın. Anne veya
baba olmak asla kolay bir iş değildir ve bazen büsbütün yorucu olabilir.
Bebeğinize olan sevgi, aşama aşama ortaya çıkar. Yine belirtelim, bebeğinizle
birbirinize bağlandıkça, her üçünüz de birbirinizi tanıdıkça, odaya girdiğinizde
bebeğinizin gözlerinin parladığını gördükçe, ya da bebeğiniz size ilk kez
gülümsediğinde, onu sevdiğinizi anlayıvereceksiniz.
Kan Şekerinin Ölçüm Aletiyle ÖlçülmesiKeton Testi Nasıl Yapılır ?Keton Testi KılavuzuKeton TestiGlikozillenmiş Hemoglobin Testiİdrar Testi Yapılması
üşük Kan Şekerinin Nedeni Nedir?Düşük Kan Sekeri Nedir?Kan Şekeri Düzenine Göre TedaviGlukagonDüşük Kan Şekeri Nasıl Tedavi Edilir?Diyabet Hastası Olduğunuzun BelirtilmesiDüşük Kan Şekerinin BelirtileriGlukagonun Enjekte Edilmesi:Glukagonun Enjeksiyona Hazırlanması:Glukagon Seti Nasıl Kullanılır?Hiperglisemik KomalarKan Sekerinin Tehlikeli Şekilde Yükselmesi (Diyabetik Komalar)Kan Sekerinin Asın Yükselmesi Nasıl Tedavi Edilir?Kan Şekeri Yükselmesinin Semptomları
bağların ve yüklenimlerin karmaşık bir dizisidir. Bir bebek dünyaya gözünü
açtığı sırada, ana babanın tarafında zaten güçlü bir ruhsal bağ oluşmuş
durumdadır. Bu bağ, bazıları için diğerlerinden daha güçlüdür. Doğumu izleyen
birkaç ay içinde bebek, koruma, sevgi ve rehberliği birleştirmeyi öğrenmesinde
kendisine yardım eden kişi veya kişilere bir yakınlık geliştirmeye başlar.
Eğer bebeğiniz sağlıklı ise bağlanma süreci derhal başlar. Çoğu bebeklerde,
doğduktan sonra bir ya da iki saat süren bir uyanıklık dönemi söz konusu
olmaktadır. Bu dönem, ana baba ile çocuk arasında birbirini tanımanın başlaması
için özellikle uygun bir zamanı oluşturur, insanlar arasındaki bağlanmanın
kritik bir döneminin bulunup bulunmadığı bilinmemektedir. Ancak önemli olan
nokta bu sürecin ?ne zaman? gerçekleştiği değil, ?gerçekleşip
gerçeleşmediği?dir: Bağlanma erken veya geç ortaya çıkabilir. Ama en önemlisi
bunun sonunda gerçekleşmiş olmasıdır.
Bir ana baba bebekleri ile bağlanmak için nasıl bir yol izlerler? Bağlanma
için hazır bir reçete verilemez; tıpkı birine, nasıl seveceğinin söylenememesi
gibi. Bağlanma ana baba ile çocuk arasında her gün gerçekleşen sevgiyle örülmüş
davranışlar sırasında gelişir.
Bir anne bebeğine şefkatle dokunur. O dokunuş yeni bebeğe zevk veren bir
olaydır. Bebeğin yanağına dokunulunca bebek annesinin yüzüne veya göğsüne doğru
döner ve memeye burnunu sürtmeye ve emmeye başlar. Bu yalnızca süt üretimini
uyarmakla kalmaz. Aynı zamanda güçlü bir ruhsal uyarılma da sağlar. Bebek meme
ya da biberonu emerken annesinin gözlerinin içine bakar. Bebek ağlar ve annesi
ya da babası onu kucağına alır, yanağını okşar ve onunla yumuşak sakinleştirici
bir sesle konuşur.
Bağlanmanın önemi hastaneler ve sağlık alanında çalışanlar tarafından iyi
bilinir. Bu nedenle çoğu hastane yeni ana baba olanlara zamanlarını bebekleri
ile geçirmeleri için sınırsız fırsatlar yaratmaktadır. Ancak, bebeğiniz
prematüre ya da ciddi biçimde hasta olarak doğmuşsa durum farklı olacaktır.
Böyle doğan bebekler muhtemelen bir kuvöze konulacak ve yaşam işaretlerini
izleyen makinelere bağlanacaktır. Ayrıca damariçi (entravenöz) ve besleme
tüplerinin de kullanılması gerekebilir.
Bebeğinizi kucaklamak ve hatta beslemek olanağınız bile bulunmayabilir.
Ancak, yine de onunla olabildiğince bol bir zamanı birlikte geçirmeye teşvik
edileceksiniz. Bebeğinizin cildini okşayabilir, minicik elini avucunuza alabilir
ve sesinizle ağlamasını dindirebilirsiniz. Bu durum ideal bir bağlanma ortamını
oluşturmaz ancak bu sınırlı temas bile hem siz, hem bebeğiniz hem de aranızda
kurulacak son ilişki için önemlidir.
Bebeğinizi hastaneden eve getirmenizden sonra da bağlanma süreci devam eder.
Hastanede, bebek ağladığında cevap veren genellikle bir hemşire olmuştur. Şimdi
ise görevi siz devralmış bulunuyorsunuz. Bebeği her 2 ile 4 saatte bir meme
vererek ya da biberonla besliyor ve bu sırada onu kucaklıyor, okşuyor,
rahatlatıyorsunuz, sizden başkası tarafından yerinden kaldırılması durumunda
bebek ağlayabilir. Birkaç hafta sonra bebeğinizin sesinizi tanıdığını ve ona
cevap verdiğini fark edebilirsiniz. Karnı ağrıyan bebeğiniz ağladığında siz,
saatler sürdüğünü sandığınız bir sürede ona ulaşmaya çabalarken o kendisi ile
ilgilenen birinin varolduğunu öğrenir, işte sizinle bebeğiniz arasında yaşam
boyu sürecek ve sevgi ile örülmüş normal bir ana-baba-çocuk ilişkisinin temeli
niteliğindeki bağların oluşması ilk birkaç aylık dönem içinde bu şekilde
gerçekleşmektedir.
Ana babalar için henüz gebelik aşamasında iken, yaşamlarına girecek ve onu
değiştirecek bu yeni insanı sevip sevemeyeceklerini merak etmeleri pek seyrek
rastlanmayan bir olgudur. Doğumdan sonra bile çoğu kez bir anne ya da baba
bebeğine bakıp ona karşı içinde bir sevgi selinin aktığını duymayı bekler, ama
aksine ya hiçbirşey duymayabilir, ya da daha kötüsü, bir hayal kırıklığı ve
hatta hoşnutsuzluk hissine kapılabilir.
Bebeğinizi hemen sevmeye başlamamışsanız kendinize fazla kızmayın. Anne veya
baba olmak asla kolay bir iş değildir ve bazen büsbütün yorucu olabilir.
Bebeğinize olan sevgi, aşama aşama ortaya çıkar. Yine belirtelim, bebeğinizle
birbirinize bağlandıkça, her üçünüz de birbirinizi tanıdıkça, odaya girdiğinizde
bebeğinizin gözlerinin parladığını gördükçe, ya da bebeğiniz size ilk kez
gülümsediğinde, onu sevdiğinizi anlayıvereceksiniz.
Kan Şekerinin Ölçüm Aletiyle ÖlçülmesiKeton Testi Nasıl Yapılır ?Keton Testi KılavuzuKeton TestiGlikozillenmiş Hemoglobin Testiİdrar Testi Yapılması
