- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Bu yazimda sizlere University of Louisville'de tarih profesörü olan
Justin McCarthy tarafindan yazilmis olan The Death and Exile, The Ethnic
Cleansing of Ottoman Muslims 1821-1922 (The Darwin Press, 1995) adli kitabin
tanitimini yapmaya çalisacagim. Yazar, kitabinda elde ettigi bulgularin ve
çikardigi rakamlarin kendisini ne kadar sasirttigini itiraf etmekte, 1800'lerin
basinda yalniz Anadolu'da degil, bugünkü Rusya ve Ukrayna'nin güneyinde,
Kafkaslar'da ve Kirim'da ve Balkanlar'da Müslüman halkin hakim çogunluga sahip
oldugunu belirtmektedir. 1821 ile 1922 tarihleri arasinda 5 milyon civarinda
Müslüman nüfusun zorla sürgün edildigini ve 5,5 milyondan fazla Müslümanin da
öldügünü vurgulamaktadir. Bati okullarinda okutulan tarih kitaplarinda Bulgar,
Ermeni ve Yunanlarin ne kadar kayba ugradiklari ve mazlumiyetlerinden
bahsedilmesine ragmen Müslüman ölümlerinin bir satir bile islenmedigini
bilmekteyiz. McCarthy, bölgedeki yakin tarihin daha iyi anlasilabilmesi için bu
eksikligin giderilmesinin gerekli oldugu önemle vurgulamaktadir. Bu konunun
Batili tarihçilerce aslinda bilindigini ama akademik ortamda anlatilmasi halinde
anlatanlarin dislanma tehlikesi ile karsi karsiya kaldigini da söylemektedir.
Batida Türklerin geleneksel görüntüsünün mazlumdan çok zalim olarak verilmesinin
önemli sebebinin 19. yüzyil irkçiligi oldugunun da altini çizmektedir. Sayilarla
ilgili olarak daha çok Yunan, Bulgar ve Rus arsivlerinden yararlandigini, çikan
sonucun çarpici olmasi bakimindan farkli kaynaklar arasindan en düsük kayip
rakamlarini seçerek minimum bir tahminde bulundugunu söylemektedir. Ölümlerin
ekseriyetinin saldiri; kalan kisminin ise, umumiyetle, açlik ve hastalik
neticesinde gerçeklestigini belirtmektedir. Kitaptan aldigim asagidaki tablo
(sayfa 339), kayiplari, bölgelere göre özetlemektedir. Müslüman
Ölümleri ve Göçü
ÖlümlerGöçe
Zorlananlar
Yunan Devrimi25,00010,000(yola
koyulanlar)
1827-29 Kafkas
SavaslariBilinmiyor26,000(yasayanlar)
Kirim Sürgünü75,000300,000(yola
koyulanlar)
Kafkas Sürgünü400,0001,200,000(yola
koyulanlar)
Bulgaristan
1877-78260,000515,000(yola
koyulanlar)
1877-78 Dogu
SavasiBilinmiyor70,000(yasayanlar)
Balkan
Savaslari1,450,000410,000(yola
koyulanlar)
1905 KafkaslarBilinmiyorBilinmiyor
1914-21 Dogu
Anadolu1,190,000900,000(içteki
mülteciler)
1914-22
Kafkaslar410,000270,000(yola
koyulanlar)
1914-22 Bati
Anadolu1,250,000480,000(yola
koyulanlar)
1,200,000(içteki
mülteciler)
Toplam5,060,0005,381,000
Not: Kaybolan askeri erkan (subay
ve erat) ve devlette çalisanlarin çogu bu tabloya
eklenmemistir.
Yazarin bu tablo ile ilgili yazdigi
nota dikkat edecek olursak tüm Osmanli-Rus savaslarinda Anadolu'dan savasmaya
gidip de ölen insanlarin sayisi bu rakamlara dahil edilmemistir. Sistemik olarak
Balkanlar ve Kafkaslardaki göçe zorlama ve imha uygulamasinin görünür saiki
milliyetçilik akimlari iken, arkaplanda güdümleyen gücün Rus Imporatorlugunun
yayilma emellerinin oldugu da islenmektedir. Kitapta bu kiyimin siddetine söyle
isaret edilmektedir (sayfa 340):
The true fate of these Muslims was
only understood by those contemporaries who saw the dead and the dying, such as
the railway offical in Ottoman Bulgaria in 1878 who found one small Turkish girl
alive among the frozen bodies of 400 refugees, some of whom must have been her
family. The fate of these Muslims was the fate of her family, driven from their
homes to die. It was also the fate of the small girl, rescued by strangers. The
descendantes of this girl as well as of all the others who survived form much of
the citizenry of the modern TurkishRepublic
Yunanistan'da ise
baskaldirmanin 1821'de Osmanli devlet temsilcilerinin öldürülmesiyle
baslamasindan sonra is Ortodoks kilisesinin destegiyle tüm Türk halkinin
öldürülmesine kadar götürülmüs. Hatta çogunlugun Türkçe konustugu Mora
yarimadasindaki kiyimdan kaçanlar canlarini ancak Atina yakinlarindaki Osmanli
askeri garnizonlarina siginarak kurtarmislar (sayfa 10-11).
Balkanlardan bu kaçislar
cumhuriyetin ilk yillarina kadar devam etmis, gelen nüfusun büyük bir çogunlugu
genelde Türkiye'nin Marmara ve Ege bölgelerinin çesitli yerlerine
yerlestirilmisler. Kafkaslardan gelenler ise çogunlukla Karadeniz bölgesine
dagilmislar. Gelislerinin hikayesini ve çektikleri acilari, bu satirlari okuyan
bir kisim okuyucularin dedelerinden ninelerinden dinlemis olmalari mümkündür,
sanirim.
Anadolu'da kaybedilen
Müslüman nüfusun eyaletlere göre dagilimini da asagidaki tablo vermektedir
(sayfa 229). Bu tablo Dogu Anadolu'da 1912-1922 arasindaki kaybin kaba bir
bilançosunu vermektedir. Osmanli
devletinde Dogu Eyaletlerinde
Ölen Müslüman Nüfus
1912-22
EyaletKaybedilen
nüfusNüfusa orani
(%)
Van194,16762
Bitlis169,24842
Erzurum248,69531
Diyarbekir158,04326
Mamuretülaziz89,31016
Sivas186,41315
Haleb50,8389
Adana42,5117
Trabzon49,9074Oran olarak en büyük kaybin Ermeni
nüfusun bir hayli kalabalik oldugu Van, Bitlis, Erzurum gibi eyaletlerde olmasi
bayagi düsündürücüdür.
Kitaptaki diger bir ilginç nokta da
Lazlarin aslinda Gürcü kökenli oldugunu, zulümden kaçip Türkiye'nin dogu
Karadeniz kiyilarina yerlesene kadar da denizi görmedikleri idi. Lazlar 20.
yüzyilin baslarina kadar Gürcistan'in daglik bölgelerinde yasamakta imisler. Bu yazida mübarek Ramazan ayinda
okuyucularin moralini bozmaktan çok bazi gerçeklerin ortaya konmasina veya
hatirlatilmasina yardimci olmaya çalistim. Cumhuriyetin kurulusuna kadar olan
son yüzyildaki Müslüman insan kaybinin boyutunun ne kadar büyük oldugunu bir
nebze aktardim, sanirim.
Ramazan bayraminizi tebrik eder
saglik ve huzur dolu günler niyaz ederim. Kaynak: Anadolu dergisi,
Volume 7, No 4, 1997
Justin McCarthy tarafindan yazilmis olan The Death and Exile, The Ethnic
Cleansing of Ottoman Muslims 1821-1922 (The Darwin Press, 1995) adli kitabin
tanitimini yapmaya çalisacagim. Yazar, kitabinda elde ettigi bulgularin ve
çikardigi rakamlarin kendisini ne kadar sasirttigini itiraf etmekte, 1800'lerin
basinda yalniz Anadolu'da degil, bugünkü Rusya ve Ukrayna'nin güneyinde,
Kafkaslar'da ve Kirim'da ve Balkanlar'da Müslüman halkin hakim çogunluga sahip
oldugunu belirtmektedir. 1821 ile 1922 tarihleri arasinda 5 milyon civarinda
Müslüman nüfusun zorla sürgün edildigini ve 5,5 milyondan fazla Müslümanin da
öldügünü vurgulamaktadir. Bati okullarinda okutulan tarih kitaplarinda Bulgar,
Ermeni ve Yunanlarin ne kadar kayba ugradiklari ve mazlumiyetlerinden
bahsedilmesine ragmen Müslüman ölümlerinin bir satir bile islenmedigini
bilmekteyiz. McCarthy, bölgedeki yakin tarihin daha iyi anlasilabilmesi için bu
eksikligin giderilmesinin gerekli oldugu önemle vurgulamaktadir. Bu konunun
Batili tarihçilerce aslinda bilindigini ama akademik ortamda anlatilmasi halinde
anlatanlarin dislanma tehlikesi ile karsi karsiya kaldigini da söylemektedir.
Batida Türklerin geleneksel görüntüsünün mazlumdan çok zalim olarak verilmesinin
önemli sebebinin 19. yüzyil irkçiligi oldugunun da altini çizmektedir. Sayilarla
ilgili olarak daha çok Yunan, Bulgar ve Rus arsivlerinden yararlandigini, çikan
sonucun çarpici olmasi bakimindan farkli kaynaklar arasindan en düsük kayip
rakamlarini seçerek minimum bir tahminde bulundugunu söylemektedir. Ölümlerin
ekseriyetinin saldiri; kalan kisminin ise, umumiyetle, açlik ve hastalik
neticesinde gerçeklestigini belirtmektedir. Kitaptan aldigim asagidaki tablo
(sayfa 339), kayiplari, bölgelere göre özetlemektedir. Müslüman
Ölümleri ve Göçü
ÖlümlerGöçe
Zorlananlar
Yunan Devrimi25,00010,000(yola
koyulanlar)
1827-29 Kafkas
SavaslariBilinmiyor26,000(yasayanlar)
Kirim Sürgünü75,000300,000(yola
koyulanlar)
Kafkas Sürgünü400,0001,200,000(yola
koyulanlar)
Bulgaristan
1877-78260,000515,000(yola
koyulanlar)
1877-78 Dogu
SavasiBilinmiyor70,000(yasayanlar)
Balkan
Savaslari1,450,000410,000(yola
koyulanlar)
1905 KafkaslarBilinmiyorBilinmiyor
1914-21 Dogu
Anadolu1,190,000900,000(içteki
mülteciler)
1914-22
Kafkaslar410,000270,000(yola
koyulanlar)
1914-22 Bati
Anadolu1,250,000480,000(yola
koyulanlar)
1,200,000(içteki
mülteciler)
Toplam5,060,0005,381,000
Not: Kaybolan askeri erkan (subay
ve erat) ve devlette çalisanlarin çogu bu tabloya
eklenmemistir.
Yazarin bu tablo ile ilgili yazdigi
nota dikkat edecek olursak tüm Osmanli-Rus savaslarinda Anadolu'dan savasmaya
gidip de ölen insanlarin sayisi bu rakamlara dahil edilmemistir. Sistemik olarak
Balkanlar ve Kafkaslardaki göçe zorlama ve imha uygulamasinin görünür saiki
milliyetçilik akimlari iken, arkaplanda güdümleyen gücün Rus Imporatorlugunun
yayilma emellerinin oldugu da islenmektedir. Kitapta bu kiyimin siddetine söyle
isaret edilmektedir (sayfa 340):
The true fate of these Muslims was
only understood by those contemporaries who saw the dead and the dying, such as
the railway offical in Ottoman Bulgaria in 1878 who found one small Turkish girl
alive among the frozen bodies of 400 refugees, some of whom must have been her
family. The fate of these Muslims was the fate of her family, driven from their
homes to die. It was also the fate of the small girl, rescued by strangers. The
descendantes of this girl as well as of all the others who survived form much of
the citizenry of the modern TurkishRepublic
Yunanistan'da ise
baskaldirmanin 1821'de Osmanli devlet temsilcilerinin öldürülmesiyle
baslamasindan sonra is Ortodoks kilisesinin destegiyle tüm Türk halkinin
öldürülmesine kadar götürülmüs. Hatta çogunlugun Türkçe konustugu Mora
yarimadasindaki kiyimdan kaçanlar canlarini ancak Atina yakinlarindaki Osmanli
askeri garnizonlarina siginarak kurtarmislar (sayfa 10-11).
Balkanlardan bu kaçislar
cumhuriyetin ilk yillarina kadar devam etmis, gelen nüfusun büyük bir çogunlugu
genelde Türkiye'nin Marmara ve Ege bölgelerinin çesitli yerlerine
yerlestirilmisler. Kafkaslardan gelenler ise çogunlukla Karadeniz bölgesine
dagilmislar. Gelislerinin hikayesini ve çektikleri acilari, bu satirlari okuyan
bir kisim okuyucularin dedelerinden ninelerinden dinlemis olmalari mümkündür,
sanirim.
Anadolu'da kaybedilen
Müslüman nüfusun eyaletlere göre dagilimini da asagidaki tablo vermektedir
(sayfa 229). Bu tablo Dogu Anadolu'da 1912-1922 arasindaki kaybin kaba bir
bilançosunu vermektedir. Osmanli
devletinde Dogu Eyaletlerinde
Ölen Müslüman Nüfus
1912-22
EyaletKaybedilen
nüfusNüfusa orani
(%)
Van194,16762
Bitlis169,24842
Erzurum248,69531
Diyarbekir158,04326
Mamuretülaziz89,31016
Sivas186,41315
Haleb50,8389
Adana42,5117
Trabzon49,9074Oran olarak en büyük kaybin Ermeni
nüfusun bir hayli kalabalik oldugu Van, Bitlis, Erzurum gibi eyaletlerde olmasi
bayagi düsündürücüdür.
Kitaptaki diger bir ilginç nokta da
Lazlarin aslinda Gürcü kökenli oldugunu, zulümden kaçip Türkiye'nin dogu
Karadeniz kiyilarina yerlesene kadar da denizi görmedikleri idi. Lazlar 20.
yüzyilin baslarina kadar Gürcistan'in daglik bölgelerinde yasamakta imisler. Bu yazida mübarek Ramazan ayinda
okuyucularin moralini bozmaktan çok bazi gerçeklerin ortaya konmasina veya
hatirlatilmasina yardimci olmaya çalistim. Cumhuriyetin kurulusuna kadar olan
son yüzyildaki Müslüman insan kaybinin boyutunun ne kadar büyük oldugunu bir
nebze aktardim, sanirim.
Ramazan bayraminizi tebrik eder
saglik ve huzur dolu günler niyaz ederim. Kaynak: Anadolu dergisi,
Volume 7, No 4, 1997
